pkdesign

PK Design kırtasiye ürünleri, yoğun argolu, Türkçe sokak kültüründen esinlenmiş, renkli ve tipografik ürünlerdir. Klasik kırtasiye ürünlerine kahkaha tozu katılarak yapılmıştır.

PK Design kırtasiye ürünleri, yoğun argolu, Türkçe sokak kültüründen esinlenmiş, renkli ve tipografik ürünlerdir. Klasik kırtasiye ürünlerine kahkaha tozu katılarak yapılmıştır.

Ben Polin Kuyumciyan, markamın ismi de PK Design. İstanbul doğumluyum ve çalışmalarımı da Maltepe İstanbul’daki ofisimden yürütüyorum.

PK Design dışında aslında Freelance Grafik Tasarımcıyım ve grafiker olarak hizmet verdiğim müşterilerim var. Eğitimimi Amerika’da, Rhode Island School of Design’da, Grafik Tasarım üstüne yaptım. Lisans eğitimim bittikten sonra Türkiye’ye geri döndüm ve birkaç yıl önce birkaç reklam ajansı, sonra da İKSV’de çalıştım. 4. yılıma girdiğimde freelance hayata geçmeye karar verdim. Müşterilerimi seçebilmek ve beni heyecanlandıracak işler üzerine yoğunlaşmak istedim. Aynı zamanda da bir marka yaratma hevesi içerisindeydim. Ekim 2015’te de bu heves sonuç verdi ve PK Design satışa başladı. Kırtasiye alanını seçmemin birkaç sebebi var: babam eski matbaacı ve ben grafik tasarımcı olduğum için en iyi kağıttan anlıyorum.

PK Design ürünleri, yoğun argolu, espri anlayışına sahip, çoğunlukla Türkçe sokak kültüründen esinlenmiş, renkli ve tipografik ürünler.

 Asıl amaç Türkçe kırtasiye yapmak ve bunun içine argo ve espri katmaktı. Bir de erkeklere de hitap edebilmek. Kırtasiye daha çok kadınların satın aldığı bir ürün dalı. Biraz da bunu kırabilmek adına giriştim bu işe.

En çok tabi ki kağıt kullanıyorum. Yeni yeni bez çanta, taş magnet gibi başka malzemelere de el atmaya başladım. Tasarımları dijital ortamda yapıyorum sonra da matbaada o tasarıma uygun kağıt ve ciltleme yöntemini seçiyorum. Çoğu zaman istediğim şeyi zaten bilerek gidiyorum matbaaya; çünkü tasarımın tipografisiyle uğraştığım esnada, ürünün de neye benzemesi gerektiğine karar vermiş oluyorum. 

Tasarımlarda öne çıkan iki unsur var: tipografi ağırlıklı olmaları ve okuyanı güldürebilmeleri. Bu sayede insanlar markayı tanıyabiliyorlar ve ‘Aaa evet ben bu ürünü görmüştüm' diyebiliyorlar.

İnsanlar gülmeyi de güldürmeyi de seviyorlar. O bakımdan ürünlerin üzerindeki laflar müşterileri çekiyor ve sonrasında satın aldırıyor. Ben çok spesifik espriler barındıran ürünler yapıyorum aslında. Yani ‘İyi ki doğdun!’ veya ‘Sevgililer günün kutlu olsun!’ diyen ürünlerim yok çünkü bunlardan piyasada çok var. Ben klasikten uzak ürünler arayan, espri anlayışı olan ve argo kullanmaktan çekinmeyen insanlara hitap etmeyi seçiyorum. Özellikle tasarımcı şenliklerinde insanların ürünlerimi okuyup gülmeleri ve yanındakilere de okutmaları sanırım aldığım en büyük ödül. İnsan o zaman ‘tamam abi budur’ diyebiliyor.

Zet sayesinde ulaşabildiğim insan sayısı inanılmaz arttı. Türkiye’nin her yerinden sipariş alıyorum ve bu da bir tasarımcı için çok tatmin edici bir durum.